kör karanlıkta
“Hey be mübarek, şimdi sokakta olanları Allah kurtarsın, selamete çıkarsın” diyebildim yüksek perdeden ama kendim bile duyamadım ağzımdan çıkanları. Korkunç bir patlama daha oldu. O anda yağmurun değil ama patlamaların temelden çatıya her çeşit yapıyı sıkı salladığına hükmettim. Gerçek nerede, önümde canlanan hayallerin nereden geldiğini, ne olduğunu, ve nasıl birbirine karışmadığını anlayamıyordum. Ayaklarımı hissedemiyor kaçmak istediğim halde hareket edemiyordum. Bana ne oluyordu? Depremdeyiz ama ben yerimden hareket edemiyordum. Hani soğuk kanlı bir şekilde kaçacak, sağlam duran nesnelerin altına sığınacaktık. Hani kendimize yaşam üçgen boşlukları bulacak, ya da yaratacaktık? Oysa soğuk kanlı olmak nerede ben neredeydim. O anda bende benden eser kalmamıştı.
...
SİHA'lar kördü, kördüler kör olmaya ama duyargaları da yoktu, duvar kadar sağırdılar. Feryatları, ağlamaları duymuyorlar, insanların acılarını anlamıyorlardı. Taş gibi duyarsızlar. Körlemesine yukarıdan bir yerlerden. dolu taneleri düşer gibi iniyorlar, nereye gittiklerini görmeden, bilmeden, nerede patlarlarsa kıyamet orada kopuyordu. Hadi kaç git! Nereyi beğenirsen…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder