BU NE BİÇİM TÜRKÜ
Kırsal Ege’nin çoğu yerinde ismin ‘’e’’ ve ‘’i’’ hali kuralına pek uyulmaz.
Derlemedeki bu ve diğer Ege aksanlı öyküler bunu yansıtmaya çalışıyor.
Taşkayaların Fehamettin mutfaktan aldığı bir dilim ekmekle bir parça peyniri ağzına tıkıştırıp avluya çıktı. Geçen sene iyi ürün almış, traktörü yenilemişti. Sabah güneşinde traktörün fren lambaları beyaz boyalı peynir tenekesindeki kızıl sardunyalar gibi parlıyordu. Durdu, traktörünü hayran hayran seyretti. Çalıştırmadan önce avlu kapısını açtı. Açık dursun diye altına taş sıkıştırdı. Sonra geldi direksiyona geçti. Traktörü kapı önüne çıkarıp el frenini çekti. Döndü. Avlu kapısını kapatırken bitişik komşusu çocukluk arkadaşı Hacı Hüseyin geldi.
-‘’Zabaanan zabaanan bu ne ıscak len Faam? Ortalık tandırda tavuk götü gibi yaneyyo. Üstünü üslük daa Nisan yeni girdi. Temmuzda Avuztozda nibok yeycez bakaam.’’
Fehamettin ağzındakileri doğru dürüst çiğnemeden yuttu. Boğulacaktı.
-‘’Len Hüseen, ağzından küfür eğsik olmeyyo. Bi de Hacı olcen. Ne biçim iş len bu!’’
-‘’Napem len.. Ağzım alışmış bikerem. Hacı da olsam ööle, ölsem de ööle. Hava ıscak işte. Başka nası deycen buna?’’
-‘’Eyi de zaten her yaz ıscak oleyyo. Aha şu koca Sipilin gayaları bi gızıveesin bak bizim burlaa nassı gavrulcek, bilmemiyon ? Yanceesek yancez gari. Yapcek bişey yok.’’
-‘’Tamam da bu mevsimde pek bööle olmazdı. Hatırlasan ya, okuldakene Yirmiüç Nisanda yağmur, soğuk, hepsimiz hasta oluuduk. Bööle ıscak mı oluudu ? Bu işte garanti bi bokluk vaa.’’
-‘‘Len şincik tam da hökümettekilee gibi gonuştun ha. Onnaa da soğuk oleyyo, bebelee üşeyyo deye çocuklaan bayramını galdırıveedilee. Nisan bu. Bi yıl ööle oluu bi yıl bööle. Bazan da ıscak olcek elbet.’’
-‘’Anaa herifi bak, Nisana söz söyletmeyyo len!’’
-‘’Yok len, ondan diğel be. Hava işi bu. Elinde bunun düğmesi mi vaa da ayar veecen? Onu deyyom.’’
-‘’Tamam tamam, hadi bakaam senin eşşeğin erkek ossun yağmur yağınca altına gireesin.’’
-‘’Bak gene ne biçim gonuşşeyo. Ayıp len! Tööbe tööbe. Napcem ben bu adamla yaa.’’
-‘’Boşvee sen bene. Hade davranıvee de gideem gari.’’
Fehamettin ya sabır diye diye sürücü koltuğuna oturdu. Hüseyin de pulluk demirine basıp kendini yukarı çekti, traktörün sol çamurluğuna ilişti. Kalktılar. Yan sokaktan parke taşlı Sarıyer caddesine çıktılar. Sakarya okulunu geçip Akhisar yoluna döndükten sonra ırmak kıyısındaki bağa varmaları yarım saat bile sürmedi. Fehamettin traktörü damın[1] yanına çekti. İndiler. İş çok değildi. Gedizin suları çoktan çekilmiş, asmalar yeşermeye başlamıştı. Diplerini çapaladılar. İkisi de kışın hareketsizlikten hamlamışlardı. Sıcak artınca bu kadar yeter diyerek traktör kasasındaki hasırı gölgeye serdiler, uzanıp kaldılar. Biraz soluklandıktan sonra Fehamettin kalktı.
-‘’Nere len?’’
-‘’Damı açcem. İçeede tüp falan olcek. Bi çay yapverem deyyom.’’
-‘’Anaa, eyyi oluu valla.’’
Fehamettin paslanmaya yüz tutmuş kilidi gıcırdata gıcırdata açtı.
-‘’Len bunu bi güzel yağladıdım kışın başında. Gene de paslanmış zıkkım. ‘’
-‘’Ne bekleyyodun ki ? Mınıgıdımın Çin işi bu, elbet üç günde paslancek. Niide o eski kilitlee militlee. Çin malı dedinmi zaten dur biyol. Hepsi osuruktan.’’
-‘’Al işte, sen gene küfür edeyyon ama şu da vaa. Bak bi zamanlaa ampul bilem bulemeyyoduk. Şincik heryeede herşey gani[2] hemi de sudan ucuz. Ben bunu bıldır güzün topu topu üç liraya aldııdım. Vaasın paslanıveesin. ‘’
-‘’Hade len! Bunun sağlamını yapsalaa da üç diğel ama ne bilem beş altı liraya satsalaa olmameyyo? Niden iki ayda paslanceemiş bu bokyiyen?’’
-‘’Niden olcek Hacıhüseen? Heriflee sürümden gazancek de ondan. O sayede sen de her bi şeyi ucuz ucuz alcen gari köşüdeki tükandan. Daa ne isteyyon? Allahtan belanı mı? Kilidin suçu diğel ya bu.’’
-‘’Len Faamettin len, sen evelden adam gibi solcudun da şincik gari eyiden eyiye gabitaliz oldun getti len. Len senin raametli buban sana bööle mi ööretti len ? Mübarek adam ensitü[3] (*) çıkışlııdı. Gapatılınca ne biçim üzüldüüdü. Sen şinci gakmış bana paslı kilit oldu da ne gadan eyyi oldu deyyon.’’
-‘’Yok len, heç bilem ööle demeyyom. Biyocuk dinnesenya. Bak bi de şu vaa. Ensitü didin demi ? Onlaa gapanınca raametli üzüldüüdü, dooru da başkalaa naaptı ? Heç. Ses bilem çıkaamadı kimse. Neese, boşvee gari. Geçmiş mazi, yenmiş kuzu. Çay hazır. Dolduruverem mi?’’
-‘’Soruluumu canım. Kirece kum, hastaya ilaç, bene çay..’’
-‘’Hah bak laf şinci niree geleyyo. Kirece kum dedin ya, aklıma geliveedi. O ne biçim türkü ööle len Hacı ? Tööbe tööbe...’’
-‘’Hanki türkü len ?’’
- ‘’Ya hani vaaya canım.
Odam kireç dutmeyyo
Odam kireç dutmeyyo
Gumunu gatmayınca
Sevda baştan gitmeyyo
Sevda baştan gitmeyyo
Zarılıp yatmayınca
-‘’Ne güzee türkü işte, nesi vaa ?’’
-‘’Oğlum Hacıhüseen, zarılıp yatmayınca ni dimek yani şinci ?’’
-‘’Len sen bu yaşta bunu bilmeyosan ben sene ni diyem len?’’
-‘’Bilmem mi canım, anaa… Sen de beni hepten ne zandısaan gari. Ben demeyyom, türkü öyle deyyo. Zarılıp yatmayınca sevda baştan gitmeyyomuş baksanya.’’
-‘’Eee. Noolmuş?’’
-‘’Noolmuşu vaamı len ? Dimekki tersinden bakaasan zarılıp yatınca sevda baştan gideyyomuş, demi ? Eee, nooldu bizim sevdaya ? Zarılıp yatınca hepicee bittimi yani şincik ? Bi atımlık barıtmışmıdı bu ?’’
-‘’Hakkatteyn de dooru len. Yani bunu görü herkeşlee bi defadan soona hadi bakaam paydos, başka gapıya mı çalcek ? Halbukisi cumhurreizi en az üç dediidi. Bu iş ööle biyocuk ossa adamın dediğini nası yapcez biz burlaada, demi?’’
-‘’Aman be Hacıhüseen, ben deyyom Çanakkale Boğazı, sen deyyon yandı yengemin ağzı. Len sevda deyince senin aklına bitek çocuk yapmak mı geleyyo len?! Sözüm ona bi de Hacı olcen. Benim didiim başka yaa. ‘’
-‘’Ee canım hacı olduusak eşşek olmadık ya. Neyse gari. Senin didiin nemiş hele di bakem?’’
-‘’Ben deyyom ki, misal yani, sen şinci bi gızı sevdin, yani uzaktan ööle sevdalandın, tamammı. Görem deye gendini paraleyyon, gördüksıra da için bööle pır pır edeyyo. Şinci onnan zarılıp yatınca bitcek mi yani bu sevdan ?’’
-‘’’Aman canım bitmez elbet, annadım da, altı üstü türkü len bu, goyvee gitsin.’’
-‘’Yok Hacıhüseen, hele bi de devamısını bak bakem.’’
-‘’Neyin devamısını len?’’
-‘’Türkünün be! Başka bişey mi gonuşeyyoz biz şinci?’’
-‘’Eyi de sen önce şu çayları bi tazele bakaam.’’
-‘’Doğru len! Lafı dalınca çayı unuttuk getti. Gusuru galma Hacıhüseen yaa. Şeker isteyonmu?’’
-‘’Yok, almeecem. Canan Karatay şeker boktan dedi. Siğdir ettim bıraktım.’
-‘’Sana bişey diyemmi. Allahtan Canan abla zarılıp yatmağa kötü demedi ha! Yoğusam sen yandıdın!’’
-‘’Get len! Zevzek! Sankilim sen yapmeyyon! Hele bi söölü bakem türkünün devamısı neymiş.’’
-‘’Ha, bak o da şööle:
Odam kireçtir benim
Yüzüm güleçtir benim
Soyun da gee yanıma
Soyun da gee yanıma
Tenim ilaçtır benim
-‘’Hastiir ! Ne len bu? Soyun da gee yanıma, neyim ilaçmış deyyo?’’
-‘’Tenim deyyo, tenim. Yani vücutum. Sen gari ne annasan anna..’’
-‘’Ohh suyundan da go! İyiimiş len bu türkü. Hani ben gaavede sövünce herkeşlee ‘anaa ne gadan ayıp’ falan deyyo ama al işte bu türkü ayıbın da aasını gomuş. Vay anasını len, soyun da gee ha? Nooluyo len bööle?’’
-‘’Hah, ben de onu deyyom işte. Bööle türkülee vaaya, dinim hakkı için insanı baştan çıkarıı valla .’’
-‘’Ne dini len? Sankilim sende vaamış kibi. Türküde soyun da gel yanıma bilmemneyim ilaç deyyo. Dini ne garıştıreyyon şincik zapadanak ?’’
-‘’Garıştırmeyyom canım, lafın gelişi işte.. Senin küfürleen gibi. Ağzımız alışmış. Ööle deye deye dini de maskara edivedik ya, odu başka. Neese, bi daa iççen mi, goyemmi?’’
-‘’Go bakaam. Zaten bi çay goduk zabaanan, başka da bibok yapmadık böğün. ‘’
-‘’Ööle deme Hacıhüseen, ne güzel felsefe yaptık ya demitten beri.’’
-‘’Hoppala! Duuduk yide felsefe mi oluveedi yani şincik bu yaptıımız? Bak sen şu işi. Eyi ki bu türkülee vaamış disenya. Yoğusam felsefe de yapameceedik anasını satem. Filozoflaa mı yazeyyo acaba bu türküleri len?’’
-‘’Yok canım. Senin benim gibi adamlaa yazeyyo.’’
-‘’Valla mı? Len oldu olcek yarın ben de bi dene yazvereem bari’’
-‘’Sakın ha! Senin yazdığın ne radyoda okunuu ne de kimseciklee söyleyebilii. Sen gari çocuk yapmaktan bi gireesin niiden çıkaasın belli olmaz. Aman diyem heçbişey yazma. Ben de zaten türküden söz etmeseedim eyi olceedi ama ettim gari. Tüh!’’
-‘’Yok be. Eyi oldu. Baksanya bizim türküleede meğersem nelee vaamış, ben gendi hesabıma onu göömüş oldum. Bu nirenin türküsümüş bööle? ‘’
-‘’Orcinali bizim burlaan deyyolaa ama aynısının tıpkısı Eskişeerde de vaamış da ikisinin sözleri accık denişik kaliba. Benim dediimi Zülfü Livaneli söyleyyo.’’
-‘’O da kim len ?’’
-‘’Bak işte şinci ayıp ettin ama, hem de çok ! Zülfü aabeyme bilmeyyonsan git gari şordan gendine Nif Çayını atıvee.’’
-‘’Dur len, hemen celallenip eşşeğin gıçını su gaçııma. Ne demişlee? Bilmemek ayıp diğel öörenmemek ayıp. Bubeyn seni öörtmedi mi buna?’’
-‘’Hade hade, zeytinyaa gibi üste çıkcem deye raametliye bulaşma. Neese. Bak ne deycem. Biz bu hasırı heç geri götmeyem. Nassossa bidaa gelince ilazım olcek. Bi el vee de şuna damı bırakaam.’’
-‘’Len bakeyyom sen sırf gabitaliz diğel padiron da oldun ha.’’
-‘’Nirden çıktı len bu?’’
-‘’Baksanya bene amele maamelesi yapeyyon. Yok hasırı dut yok bilmemne. Yeter len! Anaa! Herif iki çay içirdi, eşşek gibi çalıştıreyyo bene. Üstünü üslük bi de felsefe. Eyi valla. Aagideş dedik baarımızı bastık devekuşu çıktı pezivek.’’
-‘’Hade hade, gevezelik etme de gak gideem. Öğlene geç galıısak garılaa surat asaa.’’
-‘’Hay ben garılaan…’’
-‘’Hoop hoop. O gadan uzun boylu diğel. Onnaa olmasa halimizi köpeklee yimez. Aazından çıkanı gulaan duysun. Dut şu hasırın ucundan da bi işe yara... Hade bakem.. Küfürden başka bibok bilmeyyon.’’
-‘’Ee bak şincik sen gendin ni didin?’’
-‘’Napem saadıç ? Gır atın yanında duran ya huyundan ya dilinden..’’
-‘’Dilinden diğel len. Tüyünden, tüyünden.. Allahın cahili...’’
-‘’Tamam tamam, yörü bakem, anca varıısın.’’
***

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder